Image Hosted by ImageShack.us



Ne Mutlu Türk'üm Diyene

• 10/12/2006 - bir öküz ve bir inek ciflesiyorlar, inek okuze alttan ters ters

Kategori: haber

bir öküz ve bir inek ciflesiyorlar, inek okuze alttan ters ters bakiyor, okuz de cevap olarak "ask mi? o zaman insanlardan ne farkimiz kalir ki?"

 

İnsanlara en çok benzeyen maymun türlerinden bonobolar arasında da homoseksüellik oldukça yaygın.

NEW YORK - Hayvanlarda homoseksüellik bilim insanları tarafından henüz derinlemesine araştırılmış bir konu değil. Bunun en önemli sebebi zoolojinin çiftleşme-merkezli dünya bakışı. Evrim biyolojisi, hayatta kalma ve türün devamı olgularını temel alıyor. Milyonlarca yıl içinde insanlar dahil tüm hayvanların türlerinin devamı için çiftleştiğini varsayan zooloji ve biyoloji için, homoseksüellik tam bir paradoks oluşturuyor. Ancak, türün devamı her zaman temel içgüdü olmayabilir. Hayvanlar da insanlar gibi, çiftleşmeden farklı nedenlerle cinsel ilişkiye giriyor olabilir mi?

Oslo Üniversitesi’nin bünyesindeki Doğal Tarih Müzesi’nde yer alan hayvanların yarısı homoseksüel. Serginin direktörü Petter Bockman, gözlemledikleri 1.500’den fazla hayvan türünün en az 500’ünde homoseksüelliğin bir yaşam tarzı ve cinsel seçim olarak saptandığını vurguluyor.

HOMOSEKSÜELLİK PARADOKSU
Bilim insanlarına göre, homoseksüellik ve heteroseksüellik ayrımı hayvanlar aleminde keskin olmayan, insanların sosyal olarak inşa ettiği kavramlar. Zoologlar, birçok hayvanın çift-cinsiyetli olduğunu, hem erkek hem kadın cinsel organlarına sahip olduklarının altını çiziyor. Birçok deniz canlısının ise cinsel yaşamı yok. Sürüngenler familyasında birçok tür bölünme yoluyla ürüyor.

Hayvanlarda homoseksüellik bilimin mevcut paradigmaları için karmaşık bir sorun. Üniversitelerde okutulan anaakım biyoloji ve zoolojide marjinal bir konu olarak kalmış durumda. Hayvanlarda homoseksüelliği, doğanın kuralları sayılan evrim biyolojisinin paradigmaları içine yerleştirmek oldukça zor.

 


İçinde yaşadığım bu toplumun histerik tepkileri ve saplantıları beni iyice korkutmaya başladı. Ne zaman birileri kapıma dayanacak da beni linç edecek diye bekliyorum. Eşcinseller şerefsiz, evrimi destekleyenler sapık, ateistler manyak, azınlıklar bölücü, feministler ahlaksız... Hakaret etme, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma, cahillik ve dogmalara saplantı ama çok saygı duyulacak, şerefli hareketler. İnsanların vicdanlarını ve cinselliklerini kendilerine bırakın. Eşcinsellik insanlık tarihinin başından beri var olan birşey. Boşu boşuna insanların kalplerini kırmayın. Türkiye deki eşcinsellere sabır diliyorum. İnsan/hayvan ayrımı konusuna gelince. Ünlü sosyolog Emile Durkheim demiş ki: "İnsan, sosyal hayvandır." 

Yaratici yer yuzune inse ve dese ki; "Birbirinizi sevin ve ilk once kendinize durust olun ve sevgiye inanin". Biz yinede bildigimizden vazgecmez "sen benden farklisin, sen siyahsin, sen kisasin, sen uzunsun, v.s ,v.s deyip", dunyayi ve bu kisa yasami bir birimize zehrederiz. Biz bir garip insan ogluyuz. Sevgizden ve saygidan soz eden ama bu yemel kavramlardan bir okadar uzak ve kendi olusturdugu sosyal kavramlar ve dinamikler altinda aci ceken!!!

GENÇLERİMİZ ARASINDA HAYVANLAR YAPIYORSA BİZDE YAPARIZ DİYENLER OLABİLİR. LTF BÖYLE ŞEYLERİ YAZMAYIN. YETİŞME ÇAĞINDA ÇOCUKLARIMIZ VAR. SİZLER YAZDIKÇA HOMOSEKSÜELLİĞİ AYRICALIK ZANNEDİYORLAR VÜCUTLARINA VERDİĞİ VE VERECEĞİ ZARARI BİLMEDEN.

genelde insanlar kendini maymunlarla ozdestirir..insan haywan değildir

materyalizm ve onun bilimdeki uzantısı olan darvinizim insanlar ve hayvanlar arasındaki benzerlikleri, din ise farkları vurgular. bir şeyi hayvanların da yapması o şeyin insanlar için normal olmasını gerektirmez. mesela boğalar kendi analarını döller. örümcek ve kedi kendi yavrularını yer. dişi mantis çiftleştikten sonra erkeği öldürür. bunlar, insanlar için de bunun doğal ve normal olmasına işaret etmez. onlar hayvandır biz ise insanız. biz ahlaklı olmayı ya da olmamayı seçebiliriz. onlar ise hiçbir şeyi seçemezler.

hayvanları bu kadar savunacağınıza insan hakları ihlalleri ile ilgilenin biraz.

 

Sorarım bilim adamlarına bu araştırmayı yapmadaki amacınız nedir?

insanlara homoseksuelliği normal bir şey olarak mı göstermek mi?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/12/2006 - Samsun Bafra

Kategori: karadeniz

Samsun Bafra

KOLAY BELDEMİZİN TARİHÇESİ

           Kolayın yerleşim bölgesi olarak tarihi, Hitit uygarlığı dönemine kadar uzamaktadır. Hitiler Anadoluda ilk siyasi birliği kurmuşlardır ve izlerine Kolayda da rastlanmaktadır.

 

            M.Ö. 1200-1180 lerde Hitit İmparatorluğunun çökmesinden sonra Kolay Bölgesinde sırasıyla: Firigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Pont Krallığı, Romalılar ve Bizanslıların varlıkları görülmektedir.

 

            Kolay 1071 de Türklerin Anadoluya girmesinden bir kaç yıl sonra Türk akıncılarının eline geçer. Türk egemenliğinde sırasıyla, Danişment Beyliğinin Anadolu Selçuklularının ve Osmanlı İmparatorluğunun yönetimleri görülür.

 

              Bugünkü Kolayın yerli halkının atası, kaynaklardan anlaşıldığına göre Akdoğan Beydir. Akdoğan Bey, Kolaylılar tarafından Akdoğan Dede olarak bilinmekte olup mezarı Kolay Yaka Mahallesindedir.

 

             Kolay Bafranın 1530 da ilçe olmasından başlayarak, idari bakımdan Bafraya bağlıdır.

 

          Kolaylılar, Kurtuluş savaşı yıllarında Bafrada kurulan " Müdafai Hukuk Cemiyetinde" etkin rol üstlenmişlerdir. ( Kolaylı Hacı Hafız Mustafa Önder, Cemiyetin kurucularındandır.) Pontuscu Rum çetecilerine karşı başarılı bir mücadele vermişler, bu çeteleri Kolaya sokmamışlardır. Rum çetelerinin Çaşur ve Düzköyü yakmalarında sağkalanları bağırlarına basmışlar ve Kolayda barındırmışlardır.

 

             Kolay 2 Haziran 1968 de Belediye olmuştur İlk Belediye Başkanı bağımsız aday İsmet Ak dır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/12/2006 - Fenerbahçe Tarihinde Bir Kastamonu Araç'lı

Kategori: kastamonu

Fenerbahçe Tarihinde Bir Kastamonu Araç'lı

 

Sol açık Halit orta sahadan kaptığı topla hızla Harbiye Ceza Sahası’na indi. Önüne gelen birkaç kişiyi çalımladı ve sert bir şutla Fenerbahçe’nin ilk golünü attı. Hayır, hayır, yan hakem bayrak kaldırıyor, golü ofsayt gerekçesiyle iptal ediyordu.

Ankara’da oynanan maçı izleyen Başbakan Şükrü Saracoğlu ertesi gün golü iptal eden yan hakemin lisansını iptal etti.


Galatasaray’a karsı oynanan maçın son dakikalarında Taka Naci kornerden gelen topa kafayı vurunca Fenerbahçe 2-1 öne geçti ve maç da biraz sonra bu skorla sona erdi. Saracoğlu ile birlikte maçı izleyen Hacı Bekir Ali Muhiddin doğru soyunma odasına yöneldi. Cebinden çıkardığı cüzdanı olduğu gibi, Fenerbahçe Kaptanı Cihat’a verdi. Tüm futbolcuların cüzdandaki parayı paylaşmalarını isteyerek. Cüzdandan çıkan para on bir futbolcu arasında pay edildi. Memur aylığının on sekiz liraya ancak ulaştığı bir dönemde, futbolcu başına o gün 25 lira "prim" düşmüştü.

Taksim Stadı’nda oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçının ikinci yarısında Galatasaray beki Ayı Tevfik bir omuz darbesiyle Fenerbahçeli Leblebi Mehmet’i yere indirince kıyamet koptu. Saha bir anda arenaya döndü. Yumruklar, tekmeler birbirine giriyor, tribünler ayaklanıyor polis güçlükle daha büyük bir olayı önlemeye çabalıyordu. Fenerbahçe’den dokuz, Galatasaray’dan sekiz futbolcu ceza kuruluna verildi. Fenerbahçe ceza yağdıran kurul kararına itiraz etti. Hatta, bir açıklama yaparak "mahkemeye giderek, tashihi karara gideceğini" bildirdi Türk Spor Kurumu Başkanı Beyazıt Milletvekili Halit Bayraktar bu açıklamaya şiddetle tepki göstererek "Fenerbahçe Stadı’nı elinden alır, kulübü belli bir sure kapatarak onlara hadlerini bildiririz" deyince, Fenerbahçeliler önce bir durdu.

Sonra da soluğu Adliye Vekili Şükrü Saracoğlu’ nda aldı. Kamuoyunu yakından ilgilendiren gazetelerin her gün olayla ilgili haberleri birinci sayfaya çıkardığı bir sırada, Adliye Vekili Saracoğlu’nu ziyaret eden Con Kemal başkanlığındaki Fenerbahçe Heyeti Şükrü Bey’e "Fenerbahçe üyeliğini" önerdi. Fenerbahçeliliğini zaten stad sorununu çözerken kanıtlamış olan Saracoğlu’na "mutlaka aralarında görmek istediklerini" bildirdi Fenerbahçe yöneticileri.

İstanbul’da Fenerbahçe Kurucuları Kurulu toplandı, üç kişiden oluşan yönetim kurulu üye sayısı yediye çıkartılarak bir de "Reislik" makamı kuruldu. Tüzük değişikliği kurucular kurulundan benimsendiği anda, Fenerbahçe Başkanlığına da Adliye Vekili Şükrü Saracoğlu seçildi.

Saracoğlu hemen ilk demecini verdi: "Fenerbahçe gibi memleketin medarı iftiharı, övündüğümüz bir kulübü korumayı en büyük şeref sayarım."

1934 yılında başlayan Saracoğlu’ nun başkanlığı donemi aralıksız onaltı yıl sürdü. 1950 Ekim’inde Saracoğlu kısa bir süre için Ali Mubiddin Hacı Bekir’e bırakarak, sonra da "yeni donemin yeni kralları" başkanlığa soyunacaktı. Türkiye siyasal yaşamada "Tek Parti" dönemini Fenerbahçe, o dönemin en güçlü adamlarından Şükrü Saracoğlu’nun başkanlık dönemi ile geçirecekti.

Adliye Vekilliğinden sonra bir ara Dışişleri Vekilliğine atanan Saracoğlu 1942’de Başbakan oldu.1946’ya kadar süren başbakanlığını 1948’de Meclis Başkanlığı izledi. 1950’den sonra da politikayı bıraktı.

Yıllar yılı büyük bir dayanışma ile Fenerbahçe’yi birlikle yürüten Saracoğlu ile Ali Muhiddin Hacı Bekir arasında nezaket sınırları hiç bir zaman asılmadı. Hacı Bekir, bugün de hala ününü koruyan en önemli şekercilik firmalarının başında geliyordu. İstanbul’un çeşitli semtlerinde, Ankara’da, İzmir’ de ve hatta yurt dışında Kahire ve Londra’da sekerci dükkanları açan Hacı Bekir hem iş dünyasında titizliği ile tanınıyor, hem halk arasında "Hacı Bekir" denildiğinde akla nefis lokumlar, tatlılar, çifte kavrulmuşlar geliyordu. Dolayısıyla bir yandan "halkın içinden biri", öte yandan zengin bir Fenerbahçe tutkunu ve dönemin ince siyasetinden anlayan bir "partili" idi. Hacı Bekir aslında Fenerbahçe için kolay bulunmaz bir kişiliğe sahipli. Fenerbahçe ne zaman maddi sıkıntıya düşse, elini ilk uzatan Hacı Bekir’di. Futbolcular ne zaman para sıkıntısı çekse, Hacı Bekir onlan hiç üzmez, hemen yardımı esirgemezdi.

Fenerbahçe maçlarından sonra, eğer galibiyet gelmişse, Fenerbahçeli futbolcular bilirdi ki, biraz sonra kapı açılacak ve Hacı Bekir soyunma odasında görünecekti. Sadece galibiyetler değil, Fenerbahçe’nin antrenmanları da Hacı Bekir’ le renklenirdi futbolcular için. Futbolcular antrenmana çıkınca, Hacı Bekir soyunma odasına girer hepsinin cebine teker teker zarf içinde on beşer lira bırakırdı. Aydın Bakanoglu ile Lebip Elmas’ın zarflarından bir gün 17.5 lira çıktığında, her ikisi de anlamıştı ki, eskiyen bornozlarını bu ek iki buçuk lira ile yenileyecekler. Zamanla zarf içindeki onbeş liralar, yirmi, otuz liraya yükseldi. Ama, zarflar hiç bir zaman eksilmedi.

Hacı Bekir futbolculara ödediği para rekorunu 1941 yılında kırdı Fenerbahçe 1941’ de başbakanlık kupasını kazanınca, futbolcular şampiyon takımın fotoğraflarını çektirerek büyüttüler fotoğrafı. Fotoğrafın üst köşesine de Haci Bekir’in resmini monte ettiler. Kaplan Cihat’ın öncülüğünde ellerinde fotoğraf doğru Hacı Bekir'in evine gittiler. On sekiz futbolcu adına Kaptan Cihat söz alarak "Efendim, şampiyon biz değiliz sizsiniz. Siz olmasaydınız, biz şampiyon olamazdık" deyince, Haci Bekir’in cebinden on sekiz tane yüz liralık çıktı Futbolcu basına yüz lira!.. Yıl 1941... Yani, o tarihte bir evin yaklaşık bir yıllık kirası...  

Hacı Bekir sanki "Noel Baba" idi Fenerbahçeli futbolcular için. Evlerine odun, kömür gönderir, elini öpeni para vermeden yanından ayirmazdi. Fenerbahçe maç için ne zaman Ankara’ya gitse, futbolcuların başına geçer, mutlaka Başbakan Saracoğlu’nu ziyaret ederdi.

Başbakan Saracoğlu Bakanlar Kurulu’nu bir saat erteledi. Çünkü, maç için Ankara’ya gelmiş olan Fenerbahçe Takımı’nı kabul edecekti. Kabul yerinin Meclis Binası olduğu duyuruldu Fenerbahçelilere. Otelden yürüyerek meclise doğru giden Fenerbahçeli futbolculardan birisi gömleğinin yakasını ceketinin üstüne çıkarmıştı. Yani, kravatı yoktu. Durumu gören Hacı Bekir hiç bir şey söylemedi. Bir gömlekçi, kravatçı dükkanının önünden geçerken futbolculara dönerek "Haydi, size birer kravat alalım" deyip hepsini dükkana soktu. Hepsine birer kravat armağan etti.

Dükkandan çıkarken kravatını takmayan futbolcu yoktu. Haci Bekir'in bu bonkörlüğü kendisi aleyhinde Fenerbahçe camiasinda söz çıkıncaya dek surdu. "Kendisini parayla sevdiriyor" dediklerini duyduğunda, bir daha Fenerbahçe’ye adımını atmadı.

Rüştü Dağlaroğlu cebinden Yenice Sigarası’nı çıkardı ve sigara paketinin arkasına eski yazıyla o gün sahaya çıkacak on bir Fenerbahçeli futbolcunun adını yazdı. "Yağcı Ali" bir, iki futbolcuya itiraz etti, ama takımın iskeleti yine de bozulmadı. "Kuşçu Ali" de katıldı bu onbire ve takım sahaya öyle çıktı.

1940’ larda yine her zaman yaşanan olağan olaylardan biriydi bu Yağ satan Ali ’nin dükkanı Bahçekapı’ daydi. Kuşçulukla uğraşan Ali’nin dükkanı da onun biraz ilerisinde. Zaten Hacı Bekir’in de Bahçekapi’da dükkanı vardı. Hacı Bekir Ali Muhiddin’in yanı sıra, "Kuşçu Ali ile Yağcı Ali" de dışardan kulübe uzun süre destek verdi. Dönem bir anlamda "Üç Ali" donemiydi. Başta üstlendiği göreve göre, ya Adliye Vekili, ya Başvekil ya da ’Meclis Başkanı olarak Şükrü Saracoğlu, İstanbul’da da "Üç Ali".

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/12/2006 - Taşköprü

Kategori: kastamonu

TAŞKÖPRÜ TARİHİ

...TAŞKÖPRÜ...


İlçeye adını veren , asırlara tanıklık etmiş Taşköprü,Gökırmak üzerinde ve ilçe girişinde bulunmaktadır.68,58 m uzunluğunda ve yedi gözlü tarihi köprünün bu gün altı gözü açık olup bir gözü köprünün giriş tarafındaki yolun altında kalmıştır. M.S. 1366 yılında Yağmur Beyin oğlu Ali Bey tarafından Kastamonu Emîri Adil Beyin oğlu Celâlettin Bayezıt (Kötürüm Bayezıt) adına yaptırılmıştır. Estetik dalga kıranlarıyla hoyratça yağmalanan Türk Kültürünün haşmet ve tevazunu inatla günümüze taşıyan bir tarih hazinesidir.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/11/2006 - BACH SONATI-Bülent ECEVİT

Kategori: siirler

BACH SONATI


ne ben sorayım seni
ne sen beni sor
soyunmuş seslerimiz tenden
boşlukta bir aşk örüyor

ses olmuş duygular
yaklaşır dalga dalga zamansız
kavuşsa da seslerimiz birbirine
biz kavuşamayız

ne kollarımız var saracak
ne öpecek dudaklar
ne görülecek yüzümüz var
ne görecek göz

biz aşk örüyoruz boşlukta
çizgiden soyut
zerreden öz

1953

Bülent ECEVİT
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/11/2006 - İNSAN

Kategori: siirler

İNSAN

elbette senden güzel olacaktı
çizdiğin resim
yaptığın heykel
senden büyük olacaktı
senden yakışıklı

elbette senden doğru söyliyecekti
yazdığın şiir

elbette senden çok duyacaktı
söylediğin türkü

sen olduğundan büyüksün
sen olduğundan iyisin
sen olduğundan güzel


Bülent ECEVİT
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/11/2006 - Allahın Varsa

Kategori: sarki sozleri

Allahın Varsa

Yaz bitti yine mevsim sonbahar
Kim çeker kim bekler bu kadar
Sofrandaki kırıntılar kadar
Bile mi olamadım
Bu akşam adres defterinde
S harfinin olduğu yerde
Bulup ya çiz ya yak adımı
Ya da sessizlik koy yerine
Allahın varsa
Vicdansız
Rüyama, şarkıma, şiirime girdin
Sanki kendi bahçelerin misali arsız
Be vefasız
Sana martılar getirdim
Kanatlarım var beyaz
Ama acımıyor yüreğim
Elde sazlar, sarı yazlar oğlanlar, kızlar
Yudumlanır salkım gölgelerinde nağmeler nazlar
Şahit yıldızlar
'Doğur' dedin bana 'kurabiye gibi çocuklarGittiğin o gece ardından
İki kadın uyanıp ağlayacak
Biri annen, diğeri ben
Benim biraz ahım kalacak

                               Sezen Aksu

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/11/2006 - Ablam aşktan öldü

Kategori: sarki sozleri

Ablam aşktan öldü
Herşey filmlerdeki gibi oldu
Bir hazan yaprağı düşerken
Pencereye bakarak

Son nefesini verdi mucize
Sevgililer buluşamadı
Hayat o'rda o kıyıda
Masalın berisinde kaldı

Hiç yara almadan
Aynadan geçemezsin
Geçemezsin aynadan
Hiç yara almadan

Ablam aşktan öldü
Herşey filmlerdeki gibi oldu
Bir hazan yaprağı düşerken
Pencereye bakarak

Aşktan ölmenin bin yıllık tarihini
Ablam yeniden ama yeniden yazdı

Hiç yara almadan
Aynadan geçemezsin
Geçemezsin aynadan
Hiç yara almadan
                                  Sezen Aksu

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/11/2006 - Sen Benimsin Sanmıştım

Kategori: sarki sozleri

Sen Benimsin Sanmıştım

 

bir rüyaydı gördüğüm
sen benimsin sanmıştım
yine yaptın bu oyunu
önceden de yapmıştın

yanımdayken herşey güzel
çocuk kadar masumsun
gidince uzaklara
eller kadar uzaksın
gidince uzaklara
bir el kadar uzaksın

görmemeye yemin ettim
sevmemeye karar verdim
bir ismin var gönlümde canım
onu inan silemedim
bir resmin var gönlümde
onu inan silemedim

bu aşk değil kördüğüm
gerçekleri sakladın
hani benle mutluydun
gösterişmiş yaptığın

yanımdayken herşey güzel
çocuk kadar masumsun
gidince uzaklara
eller kadar uzaksın
gidince uzaklara
bir el kadar uzaksın


                          Hatice

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/11/2006 - Eller Yansın

Kategori: sarki sozleri
Eller Yansın 
Bir anlamı yok artık öpüşünün
Anlamı yok artık sevişinin
Gül değil sana dikenleri
 Saplamadan git gönlümden 
Eller yansın eller kansın
Eller baksın gözlerine 
Haketmedin bu sevgimi
Yolun açık olsun bensizliğe
 Bir anlamı yok gülüşünün
 Anlamı yok artık gidişinin
O yalan sahte sözlerinin
Haykırmadan git gönlümden
 Eller yansın eller kansın
 Eller baksın gözlerine
 Haketmedin bu sevgimi
 Yolun açık olsun bensizliğe
                            hatice
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

işte ben yine ben hep ben burda olacağım
Google

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

abhorrence
sacita
palmtree
dungeon dungeon
laleninbahcesi
baharla
gulaymehmet
shadowgirl
esedereli
doucett
lotuse
neseli59
nacromancer
melektugba
shedar
tayfunca
stuff
jounnesse
almanac
sehreminilimelis
medical
medice
mavibahce
berrinsulari
gulaymuftakta
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
| Sonraki Sayfa